Bediüzzaman Said Nursi’nin vefatının 66. yılı münasebetiyle Yeni Asya İstanbul ve Asya Kültür ve Medeniyet Derneği ortaklığıyla düzenlenen “Küresel Vicdan, İnsaniyet ve Demokrasi” paneli, 12 Nisan 2026 tarihinde İstanbul Küçükçekmece’deki Sefaköy Kültür Merkezi’nde yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.
Moderatörlüğünü Tarık Söylemezoğlu’nun üstlendiği, Prof. Dr. Mehmet Altan, Dr. Cihangir İslam ve Gazeteci-Yazar Kazım Güleçyüz’ün konuşmacı olarak katıldığı panelde; dünyanın içinden geçtiği krizler, zulümler ve bunlara karşı insanlığın ortak vicdanının nasıl harekete geçirilebileceği tartışıldı. Program kapsamında ayrıca Karikatürist İbrahim Özdabak’ın “Çizgilerle Bediüzzaman” konulu sunumu da yer aldı.
İşte panelden öne çıkan başlıklar:
Açılış: “Küresel Köyün, Küresel Vicdana İhtiyacı Var”
Programın açılış konuşmasını Asya Kültür ve Medeniyet Derneği Başkanı Hasan Güneş yaptı. Teknolojik gelişmelerle dünyanın küresel bir köye dönüştüğünü belirten Güneş, dünyanın bir ucundaki acının diğer ucunda hissedildiğine dikkat çekti. Doğu Türkistan’dan Filistin’e, Ukrayna’dan, İran ve Yemen’e kadar yaşanan zulümlere karşı otoriterleşen yönetimlerin değil, temel hak ve hürriyetlerin korunmasını merkeze alan demokratik dayanışmaların çözüm olacağını vurguladı. Güneş, Bediüzzaman’ın “Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam” sözüne atıfla, toplumların ancak hürriyet ve demokrasi zemininde nefes alabileceğini ifade etti.
Moderatör Tarık Söylemezoğlu ise dünyanın coğrafyalar üzerinden değil, değerler ekseninde (adalet ve ahlak ile zulüm ve menfaat arasında) ikiye ayrıldığını belirterek, tüm haksızlıklara rağmen küresel vicdanın sessiz ama derinden bir uyanış içinde olduğunu söyledi.
Mehmet Altan: “Teknoloji Küreselleşti Ancak Vicdan Henüz Küreselleşemedi”
Panelin ilk konuşmacısı Prof. Dr. Mehmet Altan, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen “5 Nisan Küresel Vicdan Günü”nün önemine değinerek, insanlığın hala barış ve etik değerleri vurgulamaya muhtaç olmasının hazin bir tablo olduğunu belirtti.
- İslam ve Demokrasi Uyumu: Bediüzzaman Said Nursi’nin Münazarat adlı eserine dikkat çeken Altan, eserde meşrutiyetin (demokrasinin) İslamiyet ile çelişmediğinin, aksine insanın haklarını güvence altına alan bir sistem olduğunun net bir şekilde izah edildiğini hatırlattı.
- Vicdanın İçselleştirilmesi: Dinin salt bir ritüel olmaktan çıkıp felsefi ve ahlaki olarak içselleştirilmesi gerektiğini belirten Altan, adaletin ve küresel vicdanın ancak bu sayede yeryüzünde karşılık bulabileceğini vurguladı.
Cihangir İslam: “İman Sadece Teori Değil, Eylemdir”
Dr. Cihangir İslam, modern dünyada aklın “araçsal” bir hale indirgendiğini ve “niçin” sorusunu soran hikmet (bilgelik, gayeyi anlama) anlayışının kaybedildiğini ifade etti. Dünyadaki haksızlıklara karşı Müslümanların duruşunu sorgulayan İslam, şu noktalara temas etti:
- Zulme Karşı Ortak Tepki: Bugün Batı’da ve ABD’de Filistin için sokağa çıkan farklı inançlardan insanların, fıtrattaki ortak vicdanın bir yansıması olduğunu dile getirdi.
- Medine Sözleşmesi ve Çoğulculuk: Hz. Muhammed’in (asm) Medine’de kurduğu sistemin; hukukun üstünlüğüne, sözleşmeye, farklı inançların bir arada yaşamasına ve tekelci olmayan özgür bir pazar anlayışına dayandığını, bunun bugünkü demokrasi umdeleriyle (güçler ayrılığı, sivil toplum, çoğulculuk) paralellik gösterdiğini anlattı.
Kazım Güleçyüz: “Hakiki Adalet Vicdandan Doğar”
Din kavramı üzerine sosyolojik tanımlamalara bir cevap niteliğinde söze başlayan Kazım Güleçyüz, tahrifata uğramış inançların aksine İslam’ın ilk günkü saflığıyla hayatı aydınlattığını ve Bediüzzaman’ın asrın müceddidi (dini hakikatleri asrın idrakine sunan yenileyici alim) olarak “Doğru İslamiyet’i” ortaya koyduğunu belirtti.
- Haksızlığa Karşı Şefkat ve Duruş: İnsandaki zulüm meylinin sınırlandırılmadığında büyük yıkımlara yol açtığını belirten Güleçyüz, Bediüzzaman’ın savaşta dahi masumların, çocukların ve hatta hayvanların hakkını koruyan rikkat-ı cinsiye (insanlık türüne duyulan şefkat ve acıma hissi) ile hareket ettiğini örneklerle anlattı. İnsanın kalb ve aklının, zulüm karşısında sessiz kalamayacağının altını çizdi.
- Adalet-i Mahza (Tam ve Kusursuz Adalet): Risale-i Nur’dan referanslarla, “Bir masumun hakkı, bütün halk için dahi iptal edilemez” prensibini hatırlattı. Küfre rıza göstermenin küfür olduğu gibi, zulme rıza göstermenin ve seyirci kalmanın da zulüm olduğunu vurguladı.
- İstibdada Karşı Hürriyet Mücadelesi: Bir rejimin adının sadece cumhuriyet veya demokrasi olmasının yetmeyeceğini, uygulamanın önemli olduğunu belirterek Bediüzzaman’ın “Tebeddül-ü esma ile hakikat tebeddül etmez” (İsimlerin değişmesiyle gerçek değişmez) tespitini aktardı. İstibdat (baskı ve diktatörlük) rejimlerine karşı, kanun hakimiyeti ve hürriyet-i şeriye (hukuka ve inanç prensiplerine uygun özgürlük) temelinde müspet mücadelenin devam edeceğini belirtti.
Program, konuşmaların ardından panelistlere teşekkür plaketlerinin takdim edilmesi ve katılımcılara yönelik iyi niyet temennileriyle son buldu. Panel, “konuşan ve hukukun üstünlüğünü savunan bir Türkiye” hedefine vurgu yapılarak tamamlandı.
Paneli Youtube’dan izlemek için tıklayın:
Tebrik ediyoruz. Gerçekten güzel bir program.