Akımlar – Bağımlılıklar
Şeyma Coşkun
İFSAD KOMİTESİ DENİLİNCE NE ANLAMALIYIZ?
İfsad kolaydır. Tahrip kolaydır. Bağımlılıklar ise bu dünyada kısa vadeli hazlar ve davranış içindeki ödül mekanizmaları üzerinden işler. İnsan fıtratındaki zayıf damarlar; hırs, tama, tembellik gibi meyiller bu süreçte istismar edilir.
Üstad Bediüzzaman Said Nursî, Yahudilere müteveccih bazı Kur’ânî hükümlerin tefsirinde, toplum hayatını sarsan iki büyük düstura dikkat çeker:
Birincisi faiz sistemi, ikincisi ise her nevi ihtilâle parmak karıştıran fesat komiteleridir. (25. Söz)
Bu yapıların hedefi, toplumun iç dengesini bozmak ve insanları manevî değerlerinden uzaklaştırmaktır.
İFSAD KOMİTELERİNİN ÇALIŞMA PRENSİPLERİ
“İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesine zarar vermek için gençleri yoldan çıkarmak, gençlik hevesâtıyla sefahete sevk etmek için bir iki komitenin çalıştığını hissettim.”
(Lem’alar, 24. Lem’a)
Aynı şekilde kadınların da yanlış yollara sevk edilmesi için perde arkasında çalışan yapılar vardır. Bu durum, İslâm toplumuna yöneltilmiş dehşetli bir darbe mahiyetindedir.
FİKİR AKIMLARI VE BAĞIMLILIKLAR
Fikir akımları, imanı zayıflatacak şekilde his ve hevesata hitap eder. Küfr-ü mutlakın, fenden gelen dalâletin ve sefahetteki tiryakiliğin inadı karşısında insan, sıkıntıyı bir kaçış sebebi olarak görür.
Sefahetin menbaı sıkıntıdır. Sıkıntının kaynağı ise yeis ve su-i zandır. (Zühre Risalesi)
DEHÂ İLE HÜDÂ ARASINDAKİ FARK
Hüdâ semadan iner; kalbi işler, aklı da nurlandırır.
Dehâ ise zeminden çıkar; aklı merkeze alır, kalbi karıştırır.
Hüdâ insanı yükseltir, ruhu tenvir eder, insanı kemale taşır.
Dehâ ise nefsi besler, ruhu hizmetkâr yapar, insanı maddeye mahkûm eder.
İfsad komiteleri, dehâ yolunu cazip göstererek nefsin esiri olmuş bir toplum inşa etmeyi hedefler.
İSLÂM MEDENİYETİ VE MODERN MEDENİYET
Modern medeniyet; hevâ ve hevesi teşvik eder, arzuları tatmin etmeyi esas alır. Bunun neticesi sefahettir. Hevâ insanın sîretini değiştirir, insaniyeti zedeler.
İslâm medeniyetinde ise hidayet merkezlidir. İnsana lâyık bir terakki, ruhu besleyen bir tekâmül hedeflenir.
BAĞIMLILIKLAR VE SONUÇLARI
Bağımlılıklar her çağda farklı şekillerde ortaya çıkar:
Teknoloji, oyun, sosyal medya, alkol, madde…
Hazır ve muvakkat lezzetler, insanı büyük ve kalıcı saadetlerden uzaklaştırır. Tahrip kolaydır; çünkü hazır lezzet caziptir. (13. Lem’a)
İnsan, âkıbeti göremediği için bu yollara düşer ve çıkmak istemez.
SOSYAL VE MANEVÎ TAHRİBAT
Bu çağda insan, âhiretin elmas gibi nimetlerini bildiği hâlde, dünyanın kırılacak cam parçalarını tercih edebilmektedir. Bu tercih, iman edenleri dahi dalâlet tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır. (Hutbe-i Şâmiye)
Risale-i Nur, bu noktada günahın içindeki elemi, imanın içindeki lezzeti göstererek insanı ikaz eder.
TİRYAKİLİK VE ALDATICI LEZZETLER
Hazır lezzetler, insanı geçici olarak avutsa da uzun vadede daha büyük boşluklar doğurur. İnsanı hayvânî derekeye düşürür.
Bu bağımlılıkları ayakta tutmak için oyunlar, fantaziyalar, sosyal medya ve sahte mutluluklar devreye sokulur.
ÇIKIŞ YOLU VE REÇETE
Tahrip bir günde olur, inşa ise zaman ister. Bu sebeple ehl-i hak, uhuvvet, tesanüd, tevazu ve enaniyetten uzak durmak zorundadır. (13. Şuâ)
Ehl-i hak için muhkem bir kale vardır:
Kur’ân ve Sünnet.
Bu kaleye sığınıldığında ifsad komiteleri zarar veremez.
SONUÇ
İfsad komiteleri, insanın zayıf damarlarını hedef alır.
Risale-i Nur ise insanın fıtratını esas alır.
Bu çağın karanlığında, hakikî kurtuluş;
imanı tahkim etmek, nefsi terbiye etmek ve Kur’ân rehberliğinde yaşamaktır.